30 Temmuz 2009

Minicik yürekteki onur



Bir çocuk seyrettim ekranlardan bu gün,pırıl pırıl minicik bir ilk okul talebesi,uzatılan mikrofona şöyle diyordu,"Benim babam kalemini satmadı "Ergenekon denen soruşturmada tutuklanan Gazeteci Mustafa balbayın kızıydı.

İçim sızladı dinleyince,Hasan tahsin geldi aklıma,ilk kurşun geldi,düşündüm geçmişi ne zorlu mücadeleler verilmişti inanılan Cumhuriyet değerleri üzerine,baş koyduğu bu yolda başını almıştı yobazlar.

Benim babam kalemini satmadı demek ne büyük bir onurdu onun için,minicik yüreği gururla söyletiyordu bu değeri ölçülemeyecek cümleleri.

Ya satılmışlar,bu çocuğu izledikten sonra akşam evlerine varınca kendi çocuklarının yüzüne hangi ifade ile bakacaklardı,yedirdikleri her lokmanın kalemlerinden damlayan ihanetin nimetleri olduğunu nasıl söyleyeceklerdi.

Ya bir gün çocukları, baba kalemini satmak ne demek derlerse verebilecekleri bir cevapları var mıydı acaba çok merak ediyorum.

Bu çocuk sizin kabusunuz artık damarı boş kalemler,uykularınız kaçacak,kendi çocuklarınızın balkışları altında ezileceksiniz,kendiniz bu şerefsizliği benimsemişsiniz ama ya çocuklarınız?
Onların ne suçu var'ki bu onursuz mirası onlara layık görüyorsunuz.

18 Temmuz 2009

Melih gökçeğin kırk ayakları???

KIRK ayak nedir?


KIRK ayaklar isminden de anlaşıldığı vücudunun üstünde birçok ayağının olmasından dolayı bu ismi almıştır. Kırkayaklar yumuşakçalar sınıfı içinde yer alır. KIRK ayakların tüm türleri zehirli olup insanları ısırdığında ve soktuğunda insanlara sağlık açısından ciddi sıkıntılar veren zararlı bir haşere çeşididir.

Bizim ülkede bir deyim vardır tek ayağının üzerinde KIRK yalan söyler diye.

Yalanlarını oya örer gibi art arda incelikle sıralayan, bunu yaparken de her konuya balıklama atlayarak hedef şaşırtan, sesi titreyen, göz teması kurmaktan kaçınan, panik içinde çırpınarak yalanları içine batan insan modeli.

Biz yalancılığı en çok politikacılara yakıştırırız. Toplumda ayyuka çıkmış yalancılar onlardır… Tek ayak üstünde KIRK yalan söylemeyi, kıvırmayı, duymazdan gelmeyi, örtmeyi, çevir kazı yanmasın demeyi iyi becerir politikacılar…

Yalanla abartmak arasında ince bir çizgi vardır. Bazıları bire bin katarak anlatmaya bayılırlar, Konuşurken heyecanlarına yenilirler; allarlar, pullarlar, yaşanmamışı yaşanmış kılarlar.

Siz bakmayın lafla peynir gemisi yürümez dendiğine. Bal gibi de yürür. Çok söz yalansız, çok para haramsız olmazmış.

Ankara dan çok pis kokular yayılıyor yine,Melih gökçeğin pek marifetli oğlu,gariban iki dolmuş şoförü üzerine kayıt ettirdiği TAM 150 ADET KIRKAYAK KAMYON ile hafriyat işlerini tekeline almış,buda yetmemiş gibi 50 ADET KIRK AYAK'TA bir bakan tarafından bu filoya katılmış,söyleyenlerin yalancısıyız vallahi Cemil çiçek diyenler çok fazla,Allah gözünüzü doyursun ne diyelim.(merak edenler ankaralı mütahitlere sorabilirler)

Bu ülkede belediyecilik soygunculukla eş anlama geldi neredeyse,daha düne kadar kimi tatlıcı kimi ise şipşakçı yani fotoğrafçı değil miydiler,bunların çocukları da kapı önünde oynayan sümüklülerden değil miydi,ne oldu da şimdi hepsinin çocukları saraylarda düğün yapar oldular,sanki birbirleriyle yarışır gibi.


Dikkat edin iktidara hepsinin çocukları daha büluğa ermeden süper iş adamları olup çıkıyorlar,onlar mı çok akıllı yoksa bizler mi çok salağız bilen varsa beri gelsin,yarın onlara da bu servetin hesabı sorulduğunda,sünnette takılan altınlar demesin sakın,nede olsa ön teker nereye giderse arka tekerde oraya gider değil mi.


Nereden geldiyse birden aklıma KIRK haramiler geliverdi,hani meşhur bir tekerlemeleri vardı KIRK satır mı yoksa KIRK katır mı,eee insanın bahtına ne çıkarsa ona razı olacak tabi ki bekleyelim de görelim bakalım,KIRK vakte kadar adaletin terazisi neler tartacak...

5 Temmuz 2009

Dalkavuklukta sınır tanımayız...

Celalettin Cerrah, ilk valilik görevini yapacağı Osmaniye’de Başbakan gibi karşılandı.
Davul zurna ekibini görünce şaşmamak gerek,göreceğiz bakalım giderken de arkanızdan davul çalacaklar mı?



Ya Sivas valisini karşılama törenine ne demeli,maşallah kuyruğun ucu bucağı yok,eğilin beyler eğilin nasılsa başka bir işiniz yok,gelen ağam giden paşam.


İstanbul Üniversitesi'nden Fahri Doktora unvanı alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için Beyazıt Kampüsü’nde çok geniş güvenlik önlemleri alındı,
bir kız öğrenciye 6 polis düştü.



Kapısından giremediğiniz Üniversiteye kendi doktorunuzu rektör olarak seçtirirseniz size fahri doktora ün vanı az bile ama bu korkunun sebebini anlayamadım,bir kız öğrenciye neden 6 polis.
Polis rejimin teminatıdır dediğiniz bu olsa gerek,öyle değil mi?