29 Ocak 2011

Tayyiban cumhuriyeti...


Bir süredir Türkiye'de adı konmamış bir rejim var.
Adı Tayyiban Cumhuriyetidir!
Bir ülkenin bırakın yürütme ve yasamasını,
yargısı ve istihbaratı bir kişinin kontrolünde ise,
o ülke o isimle özdeş olmuş demektir.
Dehşet tablosu
Olur mu öyle şey demeden hep beraber var olan tabloya bakalım:
Bu ülkede Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,
Başbakan'a bir kez olsun dur ve yanlışsın diyebildi mi?
Bu ülkede TBMM Tayyip bey'e rağmen herhangi bir irade ortaya koyabiliyor mu?
Bu ülkede yürütme Erdoğan'a rağmen adım atabiliyor mu?
Bu ülkede bürokrasi Recep bey'e rağmen soluk alabiliyor mu?
Bu ülkede bırakın diğerlerini
TSK ve MİT
Başbakan'a rağmen görüş belirtebiliyor mu?
Bu ülkede lokal yargı AKP liderine rağmen karar alabiliyor mu?
Bu ülkede sermaye Tayyip Bey'e rağmen görüş belirtebiliyor mu?
Bu ülkede medya çoğunluğu
Erdoğan'ı bırakın yerden yere vurmayı, eleştirebiliyor mu?
Bütün bunlar olmuyor ya da olamıyorsa, bu ülkede rejim fiilen değişmiş demek olmuyor mu?
Baas benzeri kurumlaşma!
Söyleyin bana;
dünün Saddam Hüseyin'inde bundan öte hangi güç mevcuttu?
Bırakın Saddam'ı bugünkü Ortadoğu despotlarında mesela Kral Abdullah ya da Mübarek'de yukarıda saydıklarımın ötesinde ilave bir yetki var mı?
Yukarıda saydıklarım genel yetkiler,onları açarsanız var olan gücü tahayyül dahi edemezsiniz!
Söyleyin bana;
bugün Tayyip Bey diyelim ki herhangi bir bakanlığa ya da AKP'li belediyeye, o iş oraya verilecek dese, kim o buyruğa hayır diyebilir?
Bırakın idareleri,
özel kanunu olan bankalar malum medya satışındaki kredi olayında herhangi bir şey söyleyebildi mi ve verdikleri 750 milyon doların karşılığı olarak herkesten istedikleri türden teminatlar talep edebildi mi?
Buna benzer örneklerin onlarcasını sıralamak mümkün!
Şu halde Türkiye'de rejim resmen değil ama fiilen değişmiştir ve yeni rejimin adı da
İnönü'nün Tek Parti dönemi misali
Tayyiban Cumhuriyetidir.
Ancak İnönü ikinci dünya savaşı konjonktürü gereği hiçbir komplekse girmeksizin ülkeyi demokrasiye taşırken, Tayyiban İdaresi tam tersi bir seyre girdi ve fiili Baas rejimini kurumlaştırarak Milli devletin altını oymaya ve emperyal hülyalara dalarak Yeni Osmanlı rüyalarını görmeye başladı.
Üstü neden çizildi?
İşte tam o noktada ona dur dediler çünkü
AKP'nin önünü açanların AKP'ye verdikleri görev bu değildi
Batı ve İsrail'e göre AKP ve Tayyip Bey
Türk halkının kimliksizleştirilmesi ve Türkiye'nin milli devlet özelliğini yitirmesi bağlamında
Truva atıydı ve bu işi yıllar yılı iyi yapmalarına karşın son dönemki kürt açılımlarındaki geri adımlar misali bu işlevini kaybetmeye başlamıştı.
Keza İslâmi romantizm duyguları depreşen AKP kadrolarının bilinçaltındaki Hamas ve İran sevdası da son süreçte gün yüzüne çıktı.
Dahası, Yahudi baronlar AKP'nin Humeyni'nin hemen öncesindeki İran benzeri bir iklimin AKP tarafından Türkiye'de tesis edildiğini ve bunun da kendileri için felaket olacağını gördü.
Kritik üç ay!
Evet İsrail ava giderken avlanmamak için Tayyip'in kalemini kırdı ve son dönemde malum gelişmeler oldu!
Gelinen noktada tablo, AKP ve Erdoğan içini ümitsizdir.
Öyle olduğundan olsa gerek,
Tayyip bey tıpkı İttihat-Terakkinin üç atlısı misali oraya buraya savruluyor ve günü birlik imajlara bürünüyor.
Her fırsatta dinsel ve ırksal milliyetçiliğe hayır diyen Erdoğan, son günlerde ne hikmetse Pan-Arabizme yaslanıyor ve akıl almaz şeyler söylüyor.
Gelelim bundan sonraki muhtemel seyre?
AKP kesin gidiyor, bunun net olarak bilinmesi gerekiyor...
Tartışılan husus, nasıl gideceği ve yerine neyin ikame edileceğidir!
Türkiye gibi imajlarla yönlendirilip yönetilen ülkelerde Küresel Devletin Tayyip Erdoğan gibileri diriltmesi ya da bitirmesi çocuk oyuncağı gibi bir şeydir.
Buradan hareketle de buraya not düşüyorum,bu yılın sonunda Tayyip Erdoğan ya olmayacak yada yok olmaya dolu dizgin bir imajda olacaktır.
Öcalan ve Telekom kaseti!
Bugünlerde Anayasa Mahkemesinin seyrini iyi izlemek gerekiyor.
Bu davanın seyri sonrasında kapatma davası gündemdedir.
Keza, Ergenekon bağlamında çok sürpriz gelişmeler olabilir ve bazı ilişkiler ortaya dökülebilir.
En önemlisi,
AKP ile Öcalan arasında kurulan ilişki yani AKP adına Öcalan'la İmralı'da görüşen bakanın ses bandı internet portallarına düşebilir.
Keza Telekom gibi bazı devasa özelleştirmelere ait dinlemeler de sızabilir.
Bitmedi,
bazı gönül maceraları yayınlanabilir.
Fethullah Gülen'le AKP'nin arası daha da açılabilir ki,
Erdoğan'ın küresel baronlar tarafından kaleminin kırıldığının en önemli delillerinden biridir
Gülen'in imajında gedikler açma pahasına AKP ile arasına mesafe koyma gereğini duymasıdır.
Görüldüğü gibi Tayyiban rejimi son günlerini yaşıyor ki Tayyip Bey de bunu
gördüğü için radikal çıkışlar yaparak karşı tarafa,Türk halkını politize
edip karşınıza dikerim tehdidinde bulunuyor ve uzlaşma-anlaşma zeminini aranıyor

Ama nafile, macun tüpden çıktı, yolcudur Recep.


SABAHATTİN ÖNKİBAR



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder